Nipah Virüsü Alarmı: Küresel Sağlık Gündeminde Üst Sıralara Tırmandı
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından “acil araştırma yapılması gereken salgın riski taşıyan patojenler” listesine alınan Nipah virüsü, yüksek ölüm oranı nedeniyle yeniden küresel sağlık ajandasının en kritik başlıkları arasına girdi. Özellikle Asya kıtasında görülen vakalar sonrası, virüsün potansiyel bir salgın tehdidine dönüşüp dönüşemeyeceği tartışılmaya başlandı.
Uzmanlar, Nipah virüsünün şu aşamada küresel ölçekte yaygın bir tehdit oluşturmadığını ancak yüksek ölüm oranı ve etkili bir tedavisinin bulunmaması nedeniyle yakından izlenmesi gerektiğini vurguluyor.
Uzman Değerlendirmesi: Türkiye İçin Risk Var mı?
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tevfik Özlü, Nipah virüsünün özelliklerini ve Türkiye açısından risk durumunu ayrıntılarıyla anlattı.
Prof. Dr. Özlü, virüsün biyolojik yapısı ve bulaşma yolları nedeniyle Türkiye’de şu an için acil bir tehdit oluşturmadığını ancak uluslararası seyahatler nedeniyle dikkatli olunması gerektiğini ifade etti.
Nipah Virüsü Nedir?
Zoonotik Bir Tehdit
Nipah virüsü ilk kez 1999 yılında Malezya ve Singapur’da tespit edildi. Virüs, hayvanlardan insanlara geçen zoonotik bir patojen olarak biliniyor ve özellikle meyve yarasaları ana doğal rezervuarı olarak öne çıkıyor.
Bulaşma Yolları
Prof. Dr. Özlü’ye göre Nipah virüsünün başlıca bulaş yolları şunlar:
Yarasaların tükürük veya idrarıyla temas etmiş meyvelerin tüketilmesi
Enfekte hayvanlarla doğrudan temas
İnsandan insana bulaş (mümkün ancak sınırlı)
Özlü, “Virüs Covid-19 gibi hava yoluyla çok hızlı yayılan bir yapıya sahip değil. Bu da küresel yayılım riskini sınırlayan en önemli faktörlerden biri” değerlendirmesinde bulundu.
Ölüm Oranı Neden Bu Kadar Yüksek?
%45 ile %70 Arasında Değişiyor
Nipah virüsünü diğer birçok enfeksiyondan ayıran en kritik unsur, ölüm oranının son derece yüksek olması. DSÖ verilerine göre bu oran vakalara göre %45 ile %70 arasında değişebiliyor.
Bunun temel nedenleri:
Spesifik bir aşı veya antiviral tedavinin bulunmaması
Hastalığın hızlı şekilde beyin ve solunum sistemini etkilemesi
Erken dönemde belirtilerin grip ile karıştırılabilmesi
Belirtiler Nasıl Ortaya Çıkıyor?
Başlangıçta Masum Görünüyor
Prof. Dr. Özlü, hastalığın ilk belirtilerinin çoğu zaman sıradan bir üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başladığını belirtti.
Hastalığın Seyri

Erken Dönem Belirtiler
Ateş
Halsizlik
Kas ağrıları
Baş ağrısı
İlerleyen Evre
Şiddetli zatürre
Solunum yetmezliği
Kritik ve Hayati Evre
Beyin iltihabı (ensefalit)
Bilinç kaybı
Nöbetler ve koma
Özlü, “Özellikle nörolojik belirtiler başladığında hastalık çok hızlı ağırlaşıyor” uyarısında bulundu.
Türkiye İçin Acil Tehlike Var mı?
“Şu An İçin Hayır”
Toplumdaki endişelere net yanıt veren Prof. Dr. Tevfik Özlü, Türkiye’nin mevcut koşullarda Nipah virüsü açısından yüksek riskli ülkeler arasında yer almadığını vurguladı:
“Virüsün ana kaynağı olan meyve yarasaları ülkemizde yaşamıyor. Ayrıca virüsün insandan insana bulaş hızı düşük. Bu nedenle Türkiye için şu an acil bir tehdit söz konusu değil.”
Seyahat Edecekler İçin Hayati Uyarılar
Güneydoğu Asya’ya Gidenler Dikkat
Her ne kadar Türkiye için doğrudan bir risk bulunmasa da, Hindistan, Bangladeş ve Güneydoğu Asya ülkelerine seyahat edecek vatandaşların dikkatli olması gerekiyor.
Prof. Dr. Özlü’nün önerileri şöyle:
Yarasaların yoğun olduğu bölgelerden uzak durulmalı
Açıkta satılan veya kaynağı bilinmeyen meyveler ve meyve suları tüketilmemeli
Hijyen kurallarına maksimum özen gösterilmeli
Seyahat sonrası ateş, halsizlik veya nörolojik belirtiler görülürse gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalı
DSÖ Neden Alarm Seviyesini Yükseltti?
Amaç: Erken Hazırlık
DSÖ’nün Nipah virüsünü “öncelikli patojenler” listesine almasının temel amacı, olası bir salgın ihtimaline karşı erken tanı, aşı geliştirme ve tedavi araştırmalarını hızlandırmak.
Uzmanlar, bu tür uyarıların panik değil hazırlık ve farkındalık amacı taşıdığını özellikle vurguluyor.
Sonuç: İzlenmesi Gereken Ama Panik Gerektirmeyen Bir Tehdit
Nipah virüsü, yüksek ölüm oranı nedeniyle bilim dünyasının yakın takibinde olsa da, mevcut veriler ışığında Türkiye için acil bir halk sağlığı tehdidi oluşturmuyor. Ancak küreselleşen dünyada, bu tür virüslerin yakından izlenmesi ve bilinçli hareket edilmesi hayati önem taşıyor.