ABD–İran Geriliminde Yeni Perde: Savaş Söylemi Sertleşiyor
ABD Başkanı Donald Trump’ın “İran için zaman tükeniyor” sözleri ve ABD ordusuna ait savaş gemilerinin Orta Doğu’ya yönlendirilmesi, bölgede uzun süredir kontrollü şekilde sürdürülen gerilimi yeniden tehlikeli bir eşiğe taşıdı. Washington’un bu hamlesi, yalnızca diplomatik bir uyarı değil; askeri güçle desteklenen açık bir baskı mesajı olarak değerlendiriliyor.
Tahran yönetimi ise bu mesajı karşılıksız bırakmadı. İranlı yetkililer, diyalog ihtimalinin tamamen dışlanmadığını vurgularken, askeri tehditler eşliğinde müzakere dayatılmasına kesin bir dille karşı çıktı. Yapılan açıklamalarda, olası bir ABD müdahalesine verilecek karşılığın “önceki tüm örneklerden daha sert, daha yıkıcı ve caydırıcı” olacağı belirtildi.
Washington’un Hamlesi Ne Anlama Geliyor?
Sadece Donanma Sevkiyatı mı, Psikolojik Baskı mı?
ABD’nin bölgeye sevk ettiği donanma gücü, askeri kapasite açısından yeni bir tablo yaratmaktan ziyade psikolojik üstünlük kurma hedefi taşıyor. Uzmanlara göre Washington, bu adımla üç temel mesaj vermek istiyor:
İran’ın nükleer programına karşı askeri seçeneğin masada olduğu
Bölgedeki müttefiklerine yönelik güvenlik garantisinin sürdüğü
Diplomasi masasına oturulacaksa bunun ABD’nin şartlarıyla olacağı
Ancak İran cephesi, bu mesajların hiçbirini kabul etmiyor.
İran’dan Net Tavır: “Silah Zoruyla Müzakere Olmaz”
İranlı yetkililer, ABD’nin askeri baskıyı diplomasi aracı olarak kullanmasını uluslararası hukuk ve diplomasi geleneğine aykırı buluyor. Tahran’a göre bu yaklaşım, müzakere değil zorla kabul ettirme anlamına geliyor.
Bu nedenle İran, diyalog kapısını tamamen kapatmadığını sık sık vurgulasa da, askeri tehditler devam ettiği sürece masaya oturmayacağını net bir şekilde ilan ediyor.
BM Misyonu’ndan Sert ve Hesaplı Mesaj

“ABD Geçmişte Bunun Bedelini Ağır Ödedi”
İran’ın Birleşmiş Milletler nezdindeki Daimi Misyonu, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Trump’ın sözlerini alıntılayarak ABD’nin Afganistan ve Irak müdahalelerini hatırlattı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“ABD, Afganistan ve Irak’ta savaşa girerek son kez büyük bir hata yaptığında, 7 trilyon dolardan fazla para harcadı ve 7 binden fazla Amerikan vatandaşını kaybetti. İran, karşılıklı saygı ve çıkarlar temelinde diyaloğa hazırdır. Ancak zorlanırsa kendini savunacak ve hiç olmadığı kadar sert tepki verecektir.”
Bu mesaj, İran’ın askeri değil; ekonomik, siyasi ve toplumsal maliyetler üzerinden Washington’u uyarmayı tercih ettiğini gösteriyor.
İran’ın Kırmızı Çizgileri Netleşti
Garibabadi: “Önceliğimiz Savunma, Pazarlık Değil”
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, yarı resmî Tesnim haber ajansına verdiği demeçte, İran’ın müzakere yaklaşımını ayrıntılı biçimde ortaya koydu.
Garibabadi, ABD ile doğrudan bir müzakere sürecinin olmadığını, ancak dolaylı temasların sürdüğünü doğruladı. Buna karşın, bu temasların askeri baskı altında anlamını yitirdiğini ifade etti.
Garibabadi’nin Açıklamalarından Satır Başları
“Sonucu önceden belirlenmemiş bir müzakere varsa İran buna açıktır.”
“Ancak ABD, askeri konuşlandırma yoluyla müzakere dayatamaz.”
“Mevcut savaş düzeni dikkate alındığında müzakere bizim için birincil öncelik değildir.”
“Ülkeyi savunmaya yüzde 200 hazır olmak, şu an temel önceliğimizdir.”
Bu sözler, İran’ın geri adım atma niyetinde olmadığını ve diplomasi ile savunmayı paralel ama şartlı yürüttüğünü ortaya koyuyor.
“Sınırlı Saldırı” Senaryosu Neden Tehlikeli?
İran’dan Açık Uyarı: “Karşılık Sınırsız Olur”
ABD kamuoyunda zaman zaman dile getirilen “İran’ın nükleer tesislerine sınırlı operasyon” senaryosu, Tahran tarafından son derece tehlikeli bulunuyor. İranlı yetkililere göre böyle bir adım:
Sınırlı kalmayacak
Bölgesel çatışmaları tetikleyecek
ABD üslerini doğrudan hedef haline getirecek
Garibabadi, bu konuda şu mesajı verdi:
“Bize karşı saldırı düzenlenen her üs ve nokta hedef alınacaktır. Verilecek cevap, ABD’nin bir daha böyle bir hamleyi düşünemeyeceği ölçekte olacaktır.”
Bölgesel Çatışma Riski Büyüyor
Uzmanlara göre ABD–İran hattındaki bu gerilim, doğrudan bir savaşın ötesinde vekil güçler üzerinden yayılabilecek bir kriz potansiyeli taşıyor. Körfez ülkeleri, enerji nakil hatları ve deniz ticareti bu riskten doğrudan etkilenebilir.
Olası bir çatışma halinde:
Petrol ve doğal gaz fiyatlarında sert yükseliş
Altın ve güvenli liman varlıklarına kaçış
Küresel piyasalarda ani dalgalanmalar
Orta Doğu’da kontrolsüz bir güvenlik krizi
senaryoları masada bulunuyor.
Diplomasi mi, Çatışma mı?
Şu aşamada taraflar söylem düzeyinde sertleşirken, geri dönüşsüz bir kopuş henüz yaşanmış değil. Ancak askeri hamlelerin ve sert mesajların artması, yanlış bir hesaplama riskini her geçen gün büyütüyor.
Uzmanlara göre önümüzdeki süreçte ya arka kapı diplomasisi hız kazanacak ya da bölge, uzun yıllar etkisi sürecek yeni bir kriz dönemine girecek.